Ne Kadar Alışkınız?

“Bulmaca çözmekten nefret ediyorum.”, “Meyve yemeyi sevmiyorum.”, “Yemek yemeden önce ellerimi yıkamaya üşeniyorum.”, “Ödevlerime vakit ayıramıyorum”, “Sebze yemeklerini ağzıma atamam, tiksiniyorum.”, “Hikaye okumaktan sıkılıyorum, oku oku bitmiyor.”, “Hikayenin sonuna geliyorum başını unutuyorum.”….

Tüm bunları ya da bazılarını sık sık kullanırız. Hep şikayet ederiz, bıkmadan saatlerce… ama bunlar biz değiliz ki: Bunlar sadece birer alışkanlık. Aslında ıspanak yemeği harikadır. Yemeklerden önce ellerimizi yıkarsak hem mikroplara karşı korunuruz hem de bir yerimiz eksilmez. Bulmacaya gelince; ilk seferde hepsini çözenimiz yoktur. Ne kadar çok çözersek o kadar ustalaşırız. Uğraşmazsak sıkılırız tabi. Bu bizim bulmacadan anlamadığımız anlamına gelmez. Hikayeler enfestir, okudukça okumak gelir. Amma abarttık demeyelim! Başkahramanın yerine koyduk mu kendimizi nasıl da çabucak bitiririz. “Ne olacak, ne bitecek, ben olsam ne yapardım?” düşüncesiyle bir çırpıda okuruz kitabımızı. Okuldan eve geldiğimizde saatlerce televizyon izleyip cd oynuyorsak ya da arkadaşlarımıza gidiyorsak, kanepeye yatıp uzunca bir dinlenmeye geçiyorsak tabiki ödevlerimize vakit ayıramayız. Oysa okuldan gelince bir saat oyun, bir saat yemek, kırkar dakikalık ödevleri yapma zamanı ayırırsak, en az yarım saat de okumaya ayırdık mı her şeye vakit bulmuş oluyoruz. Sıra meyve yemekte: Meyveler bizim vücudumuzun vitamin depolarıdır ve her çeşit meyvenin çeşit çeşit tadı, lezzeti var. Elma, şeftali, kayısı, çilek, armut, karpuz, ayva, muz, kavun… Şeftalinin tüyleri mi gıcık ediyor, elmanın kabuğu mu sert soyarız olur biter.

Tüm bu örneklerden şunları çıkartabiliriz:

Hayatımızı alışkanlıklarımız yönetiyor ve biz istersek onların bizim üzerimizdeki hakimiyetine son verebiliriz. Elma yemek için kabuğunu soymaya üşenme alışkanlığından, sadece biz istersek vazgeçebiliriz.

Aynı şekilde derslerimize çalışmayı alışkanlık haline getirirsek etkili bir çalışmamız olur. Her gün belli saatlerde belli derslere bakar, diğer vakitleri de eğlenceye ayırırsak bir çalışma alışkanlığı kazanırız.

Bu yeter mi? Hayır! Ayrıca çalışırken konularımızı kırkar dakikalık zamanlara bölmeliyiz. Çünkü ara vermeden çalışırsak beynimiz sulanır. Onar dakikalık aralar beynimizin rahatlamasını sağlar.

Sadece bu yeter mi? Hayır! Onar dakikalık aralarda hareket etmeliyiz. Kırk dakika boyunca kan dolaşımımız hareketsizlikten yavaşlamıştır, onu harekete geçirmeliyiz. Odamızın kapısı kapalıysa açmalı, içeriyi havalandırmalıyız. Oksijen miktarı az olan bir yerde biz akıl küpleri nasıl durabiliriz! Karbondioksit miktarı çok olan bir yerde sadece kimler güzel yaşayabilir? Yine bildik! Bitkiler yaşayabilir. “Buraya kadar her şey harika. Biz bunları zaten yapıyoruz .” diyorsanız, en başa dönelim. Her gün düzenli çalışmak yeter mi? Hayır! Neden? Çünkü çalışmak için ihtiyacımız olan şeyleri önceden hazırlayıp masamızın üstüne koymazsak, zaman kaybı yaşarız, programımız aksar ve alışkanlık haline getiremeden havaya karışır. Sırf bu da değil. Hangi ders için neler gerekli olduğunu da bilemez, onları hazırlamaya uğraşırken sinir oluruz, elimiz ayağımıza dolaşır. Zaten şikayet etmek için hazırız bu da üstüne kapak olur. Ama biz bu kadar çabuk pes edecek adamlar değiliz. Ne yaparız? En kolay bulduğumuz derslerden başlar ve kendimizin gücünü görürüz ve daha zor dersi başarmak için yöntemler deneriz. Nasıl? Anlamadığımız bir derse çalışırken konuyu bölümlere ayırırız ve özetler çıkarırız. Her özeti kontrol ederiz ve bitirdiğimiz konuların üzerine çarpı atarız ya da bitti yazarız. Onun bittiğini görmek bile ne kadar yol kat ettiğimizi gösterir.

Hepimizin çalışma yöntemleri farklı olabilir; ama yapılan araştırmalara göre dinlenerek ve düzenli çalışan arkadaşlarımız daha başarılı oluyorlar. “Düzenli” kelimesi dikkatimizi çekmeliymiş. Çünkü nefes almak, yemek yemek, televizyon izlemek gibi birçok alışkanlığımız düzenlidir. Sadece düzenli de değil, sevilen istenilen şeylerdir. Hatta onlara ihtiyacımız vardır. Örneğin, yemek yemeden yaşayamayız ve her gün düzenli bir şekilde yeriz. Artık anladık!

Etkili çalışmak için yapmamız gereken şeyler:

“İSTEMEK! ODAKLANMAK! HAREKETE GEÇMEK!”